Seçme logolar // Bağlantı İyi tipografinin 8 basit yolu // Bağlantı Kitap kokusu // Bağlantı ”The World of 100” Poster Serisi // Bağlantı Excel barbekü // Bağlantı Body Type // Bağlantı Kitaplık – Lau Design // Bağlantı Kitaplık – Graham & Green // Bağlantı Gerçekci meşrubat ambalajları // Bağlantı OFFF 2009 için Prologue'un videosu // Bağlantı ”What's in the Box” // Bağlantı Youtube videolarını karecik haline bölen ilginç bir sayfa // Bağlantı Patates Portreleri - Ginou Choueiri // Bağlantı Son zamanlarda gördüğüm en iyi tipografik poster çalışması // Bağlantı Fotoğraf ve tasarım konusunda dalının en iyilerinden biri olan Chema Madoz // Bağlantı Tipografik dünya haritası // Bağlantı Tam kamplık tükenmez kalem kapakları // Bağlantı Ünlü anıtları ucuz hediyelerle değiştirmek // Bağlantı Ücretsiz ve telifsiz sosyal tasarım paylaşım sitesi // Bağlantı Kırığınıza askı bezleri // Bağlantı
 Takribi 2001 yazında bir arkadaşımın hediye ettiği altlıkla, bira altlığı toplama hevesine girişmiştim. Ama malum o zamanlar şimdi ki gibi heryerde bulunamayan bir hadise olması yüzünden hevesimiz kursağımızda kalmış ve elimde ki Irish Pub ve bir kaç Efes altlığıyla beraber bu macera başlamadan bitmişti. 2006 - 2007 de lanetlilerin ülkesi Çek Cumhuriyeti maceramda gördüm ki altlık hadisesinde çeşmenin başı denebilecek bir yere gelmişim, doğal olarakta bu eski heves oradayken tekrar alevlendi. Daha sonraları da yurt dışına, yurt içine, gidene gelene aman bardan yürütmeden gelmeyin etmeyin dedik ve de internet sayesinde bulduğum yurt dışında ki koleksiyonerlerle yaptığımız değiş tokuşlarla koleksiyonu ilerlettik. Sonra baktım ki olmayacak birde bunun web sayfasını yapıp az daha açılalım, daha fazla koleksiyonere erişelim dedim ve bardak altlığı (beer coaster, beermat) koleksiyonumu www.kerocan.com/coaster adresinde görücüye sundum. Varsa memleket sınırında koleksiyonerler ulaşsınlar, bakalım görelim değişelim... 
29 / 04 / 2009 @ 18:47 | Yorumlar (0) | Diğerleri
Bir gün haberlere bakmak ve bu memlekette iyi şeyler oluyor demek istiyorum...
24 / 04 / 2009 @ 13:17 | Yorumlar (0) | Sergiler
 Ankara, Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde uzun zamandır beklediğim ve memleket sınırlarında pek sık olmayacak türden "Biraya Dair" adında bir sergi var. Araştırmacı - yazar Mert Sandalcı'nın 20 yıllık koleksiyonunda oluşan ve sponsorluğunu Efes Pilsen'in yaptığı sergide Osmanlı'dan Cumhuriyete uzanan bira kültürünün çok geniş bir özeti yapılmış. Bira, reklam tarihi, etiket ve koleksiyon meraklıları için cezbedici parçalar bulunduğu gibi, çok dilli bira etiketleri, bardakları, Osmanlı birahane ve biracılarının fotoğrafları ve zamanının meşhur markalarından Bomonti'nin tarihi ve ilginç şişeleri görülmeye değer.
Yaklaşık iki senedir bira altlığı koleksiyonu yapan bir insan olarak Osmanlı'dan kalma altlıklar iştahamı oldukça kabarttı. Yine zamanında bu altlıkların kartpostal misali, allanıp pullanıp insanların birbirlerine yolladıklarına bu sergide rastladım ilk.
Yine bir ilginç rastladığım diğer şey ise meşhur Yavuz Zırhlımızın bu sergide bir bardak üzerine işlenmiş ve bir nevi reklam ürünü gibi kullanılan gravürü. Askeriyeye ait bir taşıtın bu şekilde reklamının yapılması ve üstelik bira için kullanılması günümüz şartlarını düşünürsek oldukça sıradışı geliyor.
23 Nisan - 5 Mayıs 2009 tarihleri arasında görücüde olan sergiye mutlaka yolunuzu düşürün, gidin görün, hatta ibret alın. Bir asır veya daha önce Osmanlı'da bile olan özgürlüklerin günümüz Türkiye'sinde nasıl sık sık tartışıldığına bir bakın, karşılaştırın iki zamanı. Sergide bence eksik olan tek şey vardı o da bitiminde ikram edilmeyen soğuk ve yerli bir bira. Eminim sergiyi düzenleyenlerde böyle bir jest yapmak istemişlerdir ama o kadar insanın güvenliğini sağlamak zor olabilirdi tabi...
05 / 04 / 2009 @ 02:20 | Yorumlar (0) | Görseller
31 / 03 / 2009 @ 20:31 | Yorumlar (0) | Görseller
Depodaki kolileri karıştırıp çıkan şeylerin şaşkınlığıyla iyice bir nostalji havaları yaşar oldum. 70 lerde Babamın gezmenin tozmanın bu kadar komplike olmadığı dönemlerde vosvosuyla amcam ve iki arkadaşıyla yapmış olduğu, bir yaz çıkıp Ankara'dan İspanya'ya diğer yazda Danimarka'ya seyahat ettikleri efsanevi yolculuk sırasında toplamış olduğu ve benim çocukladığımda onun anılarını dinlerken yanında meze gibi baktığım, oralardan topladığı çıkarma, poster, fotoğraf türü şeyleri bulur oldum. Sanıyorum ki retro işlere olan merakımın sebebi bunlara dayanıyor. Benim gibi bunlara meraklı olanlar için ilginç olacağını düşündüğümden ileriki günlerde bunları taratıp paylaşacağım.
Aşşağıda ki çalışmalar Almanya'nın ünlü ve eski demir çelik firması Rheinmetall'e ait posterler. 1976 yılından kaldıklarını düşünürsek Rheinmetall'de bile bunların bir kopyası olduğunu sanmıyorum. Bu tip çalışmaları elimden geldiğince toplamaya ve incelemeye çalışırken depomuzdan bunları bulmak doğal olarak bende bir maden bulmuş etkisi yarattı. Onca sene nasıl farkında olmadan koliler arasında kalmış bunlar kendim adına şaşırtıcı.
Süper kahraman sertifikasına ihtiyacı olan varsa bu adamlar temin ediyor // Bağlantı Artık fonttan öte marka haline gelen Helvetica'nın Moleskine firması tarafından çıkartılan defteri // Bağlantı | Bağlantı Google Reader RSS okuyucusu için Helvetica arayüz // Bağlantı Intelligent Blocks // Bağlantı Brezilyalı karikatürist Carlos Latuff'ın muazzam çalışmaları // Bağlantı CSS 3 ile ilgili birkaç önemli tüyo // Bağlantı 101 adet oldukça yaratıcı dış mekan reklamları // Bağlantı 50 adet retro reklam tasarımı // Bağlantı VHS tost makinesi // Bağlantı Robert Jaso'nun moda fotoğrafları // Bağlantı Romain Laurent fotoğrafları// Bağlantı Victor Eredel kağıt gemi fotoğrafları serisi // Bağlantı ”Hyde Tube” Çevrimiçi kısa film festivali // Bağlantı Oren Lavie - Her Morning Elegance // Bağlantı
B: Is that a gram ? P: New card. What do you think ? X: Whoa-ho. Very nice. B: Look at that. P: Picked them up from the printer's yesterday. V: Good coloring. P: That's bone. And the lettering is something called Silian Rail. V: It's very cool, Bateman, but that's nothing. Look at this. B: That is really nice. V: Eggshell with Romalian type. What do you think ? P: Nice. B: Jesus. That is really super. How'da nitwit like you get so tasteful? P: I can't believe that Bryce prefers Van Patten's card to mine. B: But wait. You ain't seen nothin' yet. Raised lettering, pale nimbus... white. P: Impressive. Very nice. Let's see Paul Allen's card. Look at that subtle off-white coloring. The tasteful thickness of it. Oh, my God. It even has a watermark. L: Is something wrong, Patrick ? You're sweating.
 Bir zamanlar, hayatımın oldukça karışık olduğu vakitler, uyku sorunları çekiyordum. Karşımda film olmadıkça uyuyamaz olmuştum, uyandığımda da zaten ne işte ne evde zaman geçer olduydu. O zamanlar film toparlarken elime yıllardır izlemediğim ve hayde bir nostalji olsun diye aldığım bir Chaplin filmi geçti. Uzun bir zamandan beri ilk defa sanırım o gece keyifli bir uyku çektiydim, ertesi günde yine aynı keyifle geçti. Sonra bir saplantı gibi oldu bu benim için. Habire Chaplin filmleri, resimleri ya da objeleri arayıp durdum. Gündüz ne olursa olsun akşamına emindim ki keyifli bir uyku çekecektim. 2003 sonu 2004 başı ne kadar pek çoğu vcd - dvd olarak çıktıysada 2002 zamanı özellikle Ankara'da bulmak için baya bir yeri eşelemek icap ediyordu. Çok iyi bir komedyen bir mim sanatçısı olmasına rağmen, bunların ötesinde asıl yeteneği bu komedilerin altında yatan muazzam sistem eleştirileridir. Aşşağıdaki videoda Little Tramp'ı konuşturduğu ilk film olan Büyük Diktatör filminin sonunda yaptığı efsanevi konuşmayı izleyeceksiniz. Yılların sessizliğini bozarken... İçindeki o fırtına... Ve Dünyaya karşı çığlık çığlığa...
1920 ve 30'ların Çekoslavakyası'nın kitap kapakları // Bağlantı Amazon.com'un kitap aygıtı. Kalın kitaplar için güzel bir çözüm // Bağlantı Fotoğrafçı Yann Arthus-Bertrand'ın “Earth from Above" isimli çalışmaları // Bağlantı Sancho Hemelsoen'ın deli divane moda tasarımları // Bağlantı 100 tasarım kitapçığı kapağı // Bağlantı Pepsi logosunun geometriksel çözümleri. İlginç bir çalışma // Bağlantı Sakızdan bitki geri dönüşümü // Bağlantı Minyatür obje uzmanı Nikolai Aldunin // Bağlantı Güzel bir tipografik ekran koruyucu // Bağlantı Işıkla boyama konusunda aşmış çalışmalar // Bağlantı Çin Fener Festivalin'den görüntüler // Bağlantı "I survived the Bush Administration" // Bağlantı 15.000 izmarit kullanılarak yapılmış sigara karşıtı dış mekan reklamı // Bağlantı Sigara karşıtı güzel bir çalışma daha // Bağlantı Donkey'den sidikli bardak tasarımları // Bağlantı | Bağlantı Aquarium L-13 // Bağlantı Çek Cumhuriyetin'de tanıştığım Amerikalı(!) bir bayanın desteklediği “Filistin için posterler" çalışmaları // Bağlantı
E: Can I ask about what you said on the tele? V: Yes. E: Did you mean it? V: Every word. E: You really think that blowing up the parliament is going to make this country a better place. V: There is no certainty only opportunity. E: I think that you can be pretty certain that if anyone does show up Creedy will black bag every one of them. V: People should not be afraid of their governments. Governments should be afraid of their people. E: And you're going to make that happen by blowing up a building? V: The building is a symbol, as is the act of destroying it. Symbols are given power by people. Alone, a symbol is meaningless, but with enough people, blowing up a building can change the world. E: I wish I could believe that was possible. C: Die! Why won't you die? V: Beneath this mask there is more than flesh. Beneath this mask there is an idea Mr. Creedy. And ideas are bulletproof!
16 / 02 / 2009 @ 18:03 | Yorumlar (0) | Görseller
13 / 02 / 2009 @ 19:13 | Yorumlar (0) | Sergiler
Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde 10-5 Mart (uzatıldı) tarihleri arasında ziyaret edebileceğiniz, "Cumhuriyet Devrimi'nin Yolu Atatürk Bulvarı" isimli güzel bir sergi var. Cumhuriyet'in ilk yıllarından başlayarak, Dünya başkentlerine uygun ve hatta onlarla yarışabilecek bir şehir planlamasını, ilk izlerini, mimarları ve bolcana dönem fotoğrafları ve kartpostallarıyla gelişimini görebileceğimiz gibi şu an İ.Melih'in otobana döndürdüğü bulvar, ossuruktan kavşakları, kırık kaldırımları ve hatta yer yer kaldırımsız halleri, 15 senedir yok etmeye çalışılan Cumhuriyet izlerini serginin sonuna doğru dönem fotoğraflarıyla karşılaştırmayada olanak veriyor. Sergi çıkışı "vay be.. şu an çöplüğe dönmüş bu şehir eskiden öyle miydi?" diye içler acısı bir hal almak ne yazık ki mümkün...
|
|
|